|
 |
|
|
Yargıtay: Tazminat caydırmalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, doktor hatasından ölen bir hastanın kardeşlerine de manevi tazminat verilmesini uygun buldu. Kararda, "Yaşamın yitirilmesinin ıstırabını hiçbir değer telafi edemez" denildi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, doktor hatası sonucu ölen hastanın, kocası ve çocuklarının yanı sıra kardeşlerine de manevi tazminat verilmesini yasaya uygun buldu. İçtihat niteliğindeki kararda tazminatın "caydırıcılık" unsuruna ağırlık verilmesi gerektiği belirtilerek, "Aslolan insan yaşamıdır. Yaşamın yitirilmesinin ıstırabını, hiçbir değer telafi edemez" denildi.
İstanbul'da özel bir hastanede ameliyat olan kadının hayatını kaybetmesi üzerine, eşi, çocukları ve kardeşleri maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açtı. Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu'nun raporu doğrultusunda, hastane ve ameliyat eden doktoru, kadının kocasına 9 milyar 800 milyon lira maddi, 16 milyar lira manevi, 3 çocuğuna 15'er milyar lira manevi ve 3 kardeşine 4'er milyar lira manevi tazminat ödemeye mahkûm etti. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de, kararı manevi tazminatı fazla bularak bozdu. Yerel mahkemenin ilk kararında direnmesi üzerine dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na geldi. Genel Kurul, yerel mahkemeyi haklı buldu.
Kararda, manevi tazminatın, maddi tazminattan farklı olarak, ne tazminat, ne de ceza olmadığı belirtilerek şöyle denildi: "Bu, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmaktadır. Miktar, elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır."
İyi bakılsın diye
Ameliyatın yüksek risk içermediği, doktorun 8'de 4 kusurlu bulunduğunun anımsatıldığı kararda, hastanın daha iyi bakılması için özel hastanenin tercih edildiği vurgulandı. Kararda, "Amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir" denildi.
[Milliyet - 31.07.2004]
Rekor tazminat
Estetik ameliyat olurken bitkisel hayata giren Emine Nükre Çelebi’nin yakınları açtıkları dava sonunda iki doktordan 300 milyar TL tazminat almaya hak kazandı
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu sosyal hizmet uzmanı olan Emine Nükre Çelebi, göğüslerine silikon taktırmak ve burnunu düzelttirmek için 2 Şubat 1996’da Özel Çankaya Hastanesi’nde bıçak altına yattı. Ancak 32 yaşındaki genç kadın, doktor hatası yüzünden bitkisel hayata girdi. 10 Eylül 1996’da vasi ilan edilen kardeşi Selami Necdet Çelebi, Ankara Numune Hastanesi Anesteziyoloji Kliniği Şefi Uzman Dr. Nermin Göğüş ve Ankara Hastanesi Plastik Cerrahi Klinik Şef Yardımcısı Dr. Hıfzı Velidedeoğlu hakkında 19 Aralık 1996’da tazminat davası açtı.
Temyize hayır
Ankara Asliye 3. Hukuk Mahkemesi de 21 Aralık 2000’de, doktorları 75 milyar 250 milyon lira tazminatı, birikmiş faiziyle ödemeye mahkum etti. Göğüş ve Velidedeoğlu’nun yaptığı temyiz başvurusunu ise Yargıtay, 24 Mayıs 2001’de reddetti ancak yasal süreç bununla sona ermedi. Doktorlar, Yargıtay’a yeniden karar düzeltme istemiyle başvurdu ama 16 Ocak 2002’de bu talepleri de reddedilerek, faizleriyle 300 milyar lira olan tazminatı ödemeleri kesinleşti.
Anestezi uzmanı 4/8 suçlu
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na bağlı İhtisas Komisyonu, 24 Şubat 2000 ve 14 Eylül 2000 tarihli her iki raporunda da Göğüş ve Velidedeoğlu’nun tıbbi hatalarını şu ifadelerle tespit etti:
"Kişiye ameliyatın başlangıcında monitörisazyonu yapmayan anestezi uzmanının kusurlu olduğu, kusur oranının 8/8 üzerinden 4/8 olduğu, lokal anestezik maddeyi uygulayan operatör doktorun da kusurlu olup ve kusur oranının 2/8 olduğu oybirliğiyle mütalaa olunur." Kararı belirleyen bu raporu hazırlayan İhtisas Komisyonu, geriye kalan 2/8’lik hatanın ise tıp hizmetinin ameliyatlar sırasındaki işleyişine bağlı olduğuna karar verdi. Dava sonucunda tazminat almaya hak kazanan Çelebi ailesi, Milliyet’in görüşme talebini avukatları aracılığıyla reddetti. Halen bitkisel hayatta olan Çelebi ise hayata döner umuduyla 24 saat bakım altında tutuluyor.
[Milliyet - 29.04.2002]
Minik Ümmü yanlış teşhis kurbanı mı?
Lösemi teşhisi konularak kemoterapi uygulanan bebeğin ölümü üzerine ailesi ‘yanlış teşhis’ gerekçesiyle 6 doktor aleyhine toplam 300 milyar liralık dava açtı. Doktorlar ise ‘Teşhisimiz doğru’ diyor...
Denizli Tavas’ta, Keziban - Atalay Ermiş çifti, iki yıl önce İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırdıkları 8 aylık bebekleri Ümmü Ermiş’in yanlış teşhis ve tedavi sonucu öldüğünü iddia ederek sorumlular hakkında 300 milyar liralık tazminat davası açtı.
Atalay Ermiş, Haziran 2001’de 5 aylıkken rahatsızlanan kızlarını önce Denizli Devlet, ardından Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürdü. Burada bağırsak iltihabı teşhisi konulan bebek, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi.
Göz göre göre öldürdüler
Ermiş, bundan sonra yaşananları şöyle anlattı: "Kızımızı hastaneye yatırdık ama doktorlar bir türlü teşhiste anlaşamadı. Bazıları bağırsak iltihabı, bazıları lösemide ısrar etti. İsviçre’ye tahlil yapılması için örnek gönderdiler ama sonuçlar gelmeden kemoterapiye başlandı. Bu tedavi başlayınca çocuk perişan oldu, vücudu şişti. İsviçre’den gelen raporlar temiz çıktı. Otopside de vücudundan kalp pili çıkarıldı. Yetkililer takılan cihazın katater olduğunu söyledi. Bizden takılması konusunda bir izin alınmadı. Göz göre göre yavrumu öldürdüler."
Bu gelişmelerin ardından Ermiş çifti Bornova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 6 doktor hakkında 300 milyar liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.
Doktor: Teşhis doğruydu
Suçlanan doktorlardan T.A., mahkemeye verdiği dilekçede suçlamaları reddederek şunları söyledi: "Hastadan alınan kemik iliğinde yüzde 37 oranında lösemik blastik hücre görülmesi üzerine kan kanseri (lösemi) olduğu belirlendi. Aileye durumu izah ettik ve izinleriyle kemoterapi yaptık. Ancak hasta tedaviye yanıt vermediği için kurtarılamadı."
[Milliyet - 22.01.2003]
ABD’de hekimlerin derdi ‘tıbbi hata sigortası’
ABD’de sağlık sorunu olanlar, tedaviden memnun kalmadıklarında hekim aleyhine mahkemeye başvuruyorlar. Dava jüriye giderse, genellikle yüksek tazminat kararı çıkıyor. Bu iş çok yaygın. Tedaviden memnun kalanı zaten yok... Mutlaka bir şikayeti vardır. Ek olarak mahkemelerin karara bağladıkları tazminatların yüksekliği dava açılmasını teşvik ediyor. New York Times gazetesinde, Joseph B. Treaster imzalı bir yazıda, jürilerin verdiği tazminat kararlarında, ortalama rakam 1994’te 1 milyon dolar dolayında iken, 1998’de 2 milyona, 2000 yılında 3.5 milyon dolara yükseldiği belirtiliyordu.
Sayın okuyucularım bunun anlamı şu: Ameliyat olan kişi hekim hatası nedeniyle mahkemeye başvuruyor. Hata nedeniyle bundan sonra çocuk yapamayacağım veya elimi eskisi gibi kullanamayacağım, diyor. Jüri hekimi 3.5 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum ediyor. ABD’de çok yaygın olan bu tazminat riskinden kurtulabilmek için hekimler (İngilizcesi "malpractice" olan) tıbbi hata sigortası yaptırıyor. Geliniz görünüz ki, yıllık primi çok yüksek. Tek başına çalışan bir kadın doğum uzmanının yıllık sigorta primi 100 bin dolar. Her yıl da yüzde 20 dolayında artıyor. Hekimlerin yüksek prim miktarı, sigorta şirketlerinin ödemek zorunda kaldıkları yüksek tazminatları karşılamıyor. ABD’de her yıl "tıbbi hata sigortası" yapan şirketler sapır - supur dökülüyor.
Treaster, ilginç bir örnek veriyor. Bir arada tıbbi hizmet veren 6 hekim, hekim başı en çok 2 milyar dolarlık tazminatı kapsayacak bir "tıbbi hata sigortası" yaptırmak istediklerinde, sigorta şirketi yıllık 382 milyon dolar prim talep etmiş.
Doktorlar bu sigorta primini, hastalardan aldıkları ücrete yansıtmak zorunda olunca, teşhis ve tedavi ücretleri artıyor.
New York valisinin doktor ücretlerinin artışını önlemek için sigorta şirketlerinin prim artırmalarına engel olması nedeniyle sigorta şirketlerinin battığı söyleniyor. Batan bir tek sigorta şirketinin 400 bin hekimi sigortasız bırakması, sorunun önemini ortaya koyuyor.
Sigorta şirketleri kaçıyor
Anlatıldığına göre, "tıbbi hata" nedeniyle davaların artması, davalarda hekimlerden istenilen tazminat rakamlarının büyümesi, sigorta primlerinin yükselmesi karşısında hekimler tek başlarına hizmet verecek yerde bir hastane şemsiyesi altına girmeye, riskli teşhis ve tedavilerden kaçınmaya başlamış.
Bu arada özellikle doğum uzmanlarının riskli doğumları, beyin cerrahlarının riskli müdahaleleri reddettikleri belirtiliyor.
Türkiye’de de Garanti Sigorta "Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Poliçesi" ile "tıbbi hataları güvence altına alıyor." Bu poliçe için hekimler yılda 75 milyon lira prim öderler ise, 25 milyar liraya kadar olan tazminat taleplerini sigorta şirketi karşılıyor.
Ama bizde sağlık sorunu olanlar "tıbbi hatalar" konusunda bilinçli değil, duyarlı değil. Bilinçli olsalar, duyarlı olsalar hangi mahkeme ne sürede onların şikayetini ele alacak, değerlendirecek? O nedenle bizim bu konuda da işimiz Allah’a kalmıştır efendim!
[Güngör URAS / Milliyet - 19.04.2002]
Bir ‘kırık kalp’ hikâyesi!
Kalbine takılan protez kapakçık kırılınca ölümden dönen çaycı Özbek Temur, kapakçığı yapana da, takana da satana da toplam 250 milyar liralık tazminat davası açtı...
Ameliyatla takılan protez kalp kapakçığı kırılan ve kangren tehlikesi geçiren çaycı Özbek Temur, ameliyatı yapan Özel Şifa Tıp Merkezi, ameliyatı yapan doktor, protezin Brezilyalı imalatçı firması TRI Techno-logies, Sağlık Bakanlığı ve SSK aleyhine 250 milyar liralık tazminat davası açtı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İZELMAN’da çaycılık yapan 33 yaşındaki Özbek Temur (33) haziranda rahatsızlanınca, yapılan muayene sonucu kalp kapakçığının değiştirilmesine karar verildi. Bunun üzerine Özbek, SSK ile anlaşmalı Özel Şifa Tıp Merkezi’nde 18 Temmuz 2002’de, Prof. Dr. Ali Telli tarafından ameliyata alındı. Ancak takılan protez kalp kapakçığı bir süre sonra kırıldı, kırılan parça da karın bölgesinde, bacaklara giden damarda kaldı.
Aynı hastanede yeniden ameliyat edilen Özbek’in kalp kapakçığı değişti ve parça çıkarıldı. Ancak olayın basına yansımasının ardından Özbek aleyhine hastane, "ticari itibarı zedelendiği" gerekçesiyle 5, ameliyatı gerçekleştiren Telli de "manevi şahsiyeti zedelendiği" iddiasıyla 5 milyarlık tazminat davası açtı.
İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava sürerken Temur da, "Asıl mağdur benim" diyerek İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne karşı dava açtı. Toplam 250 milyar lira tazminat isteyen Temur, "Acılarım bir türlü dinmedi. Otomobil değilim ki, tekrar parça taksınlar. Bu olay beni çok etkiledi" dedi.
Suçu üstünden attı
Hastane avukatı Gönül Özer ise mahkemeye verdiği dilekçede, kurum olarak bir kusurları olmadığını ve protez kalp kapakçığında imalat hatası bulunduğunu öne sürdü. Protez kapakçığın Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı kalite standartlarına sahip olduğunu savunan Özer, SSK’nın "Bu marka kullanacaksın, başka marka kullanırsan bedelini ödemem" dediğini belirtti.
[Milliyet - 02.04.2003]
|
|
|
|
|